Rastgele

Alacakaranlık’tan Grinin Elli Tonu’na Geçiş

 

Bundan seneler önce hayatımıza Alacakaranlık diye bir seri girdi. Hem de ne giriş. Kısa sürede rekorlar kırdı gerek gişede olsun gerek kitap satışlarında. Vampir Edward ve insan olan Bella’nın aşkları küçükten büyüğe herkesi kendine hayran bıraktı. Bittiğine çok üzülsek de neyse ki hayranlar Twilight’in yokluğunu birbirinden güzel hikayeleriyle aratmadılar.

Bazı sıkı hayranlar dört kitapla yetinemeyip devam hikayeleri ya da aynı karakterlerle bambaşka fanfictionlar yazmaya başladılar. Fanfiction (hayran kurgu) bir filmin veya bir kitabın hayranları tarafından yazılan alternatif hikayesidir. İnternette binlerce Twilight fanfictionu bulabilirsiniz.

Ve bilmeyenler için sıkı durun: Grinin Elli Tonu da bu hikayelerden biri.

 

E .L James zamanında büyük bir Twilight hayranı ve Stephenie Meyer’in yarattığı dünya ona yeterli gelmeyince bu seriyi bambaşka bir boyuta taşımaya karar veriyor.

 

 

Bu hikayede vampir yok, kurt adam yok herkes insan. Fantastik hikayeden erotik romana geçiş yapıyor yazar. Aşırı seks sahneleriyle oldukça da cüretkar bir fanfiction ortaya çıkıyor.

Hikaye kısa sürede büyük beğeni toplar ve E .L James bir yayın evinden teklif alır. Romanını internet sitelerinden kaldırır ve telif hakkı yüzünden karakterlerin isimlerini değiştirmek zorunda kalır.

Ve ortaya Anastasia Steele ve Christian Grey çıkar!

İnternette « The Master Of The Universe » (Evrenin Hakimi) ismini verdiği öyküsü Fifty Shades of Grey olarak değişir.

Özeti ise şöyledir;

Edebiyat öğrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey‘le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır.

Grey’in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğrayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çok uluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian’ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

Roman yayınlanır yayınlanmaz rekorlar kırıyor, Grinin Elli Tonu serisi dünyayı kasıp kavuruyor ve Harry Potter serisini geçerek « tüm zamanların en çok okunan romanı » ünvanını alıyor. O da Alacakaranlık gibi beyaz perdeye uyarlanıyor ve filmler de tıpkı romanlar gibi büyük beğeni topluyor.

Stephenie Meyer 2012’de Mtv’ye kitapları okuyup okumadığına dair soruya bu yanıtı vermişti : «Kitabı okumadım. Benim tarzım değil. Ama onun (E.L James) adına sevindim. Çok iyi iş çıkardı. Bu harika! »

E .L James isimleri değiştirse de Grinin Elli Tonu’nu okurken ya da izlerken « Ne kadar Twilight’a benziyor » demeden duramıyorsunuz. Konular bambaşka olsa da aslında bir çok noktada benzerlikler görebiliyoruz. Mesela baş karakterler :

Edward Cullen / Christian Grey

 

  • İkisi de zengin ve çok yakışıklı. Her şeyi kontrol etmek istiyorlar. Bazende sağı solu belli olmayan karakterler. Oldukça da gizemliler. İkisininde kimsenin bilmesini istemediği sırları var.
  • Sevdiği kadının güvenliği onlar için her şeyden daha önemli öyle ki bazen aşırıya kaçabiliyorlar.
  • Sevdiklerine hediye vermek konusunda oldukça da cömertler, Edward ve Christian sevgililerine lüks araba hediye etmişti.
  • İkisi de bebek haberini kötü karşıladı, Edward Bella’dan tehlikeli olduğu için bebeği aldırmasını istemişti Christian ise hamilelik haberini aldığında Ana’ya kızıp evi terk etmişti neyse ki sonları tatlıya bağlandı ve bu ikili ne kadar iyi ve sevgi dolu baba olduklarını gösterdiler.

Bella (Isabella) Swan / Ana (Anastasia) Steele

 

 

İlk benzerliği net olarak isimlerde görebiliyoruz. İki kadın karakterde eski ve uzun isimlere sahip ve bundan pek hoşlandıkları söylenemez. İki filmde de sürekli insanların onlara isimlerinin kısaltılmış halini kullanmalarını istiyorlar. Fiziksel olarak da benzerlik var, ikisi de esmer beyaz tenli ve zayıf. Karakter olarak ise ikisininde sakar olduğu gözden kaçmıyor. Kitap okumayı seviyorlar özellikle İngiliz edebiyatından klasikleri. Sürekli dudak ısırma alışkanlıkları var. Özgüvenleri yok, bu iki yakışıklının onlarda ne bulduklarını bir türlü anlamıyorlar. Bazen de çok inatçılar. Sevdikleri için canlarını hiç düşünmeden tehlikeye atabiliyorlar.

 

 

Baş karakterler dışında başka ufak tefek benzerliklerde bulabiliyoruz:

  •  Mesela Bella’nın en iyi arkadaşı Jacob ona platonik aşk besliyor. Tıpkı Ana’nın arkadaşı Jose gibi.
  • Edward’in Alice adında kıpır kıpır yerinde duramayan bir kardeşi var. Modaya düşkün ve parti hazırlamaya bayılır. Christian’in kardeşi Mia ile aralarında neredeyse hiç fark yok.
  • Edward’in diğer kardeşi Emmett ise şakacı, komik ve özellikle kardeşine takılmayı çok sever. Elliot da Christian ile çok uğraşır ve çok eğlencelidir.
  • James Bella’ya takıntılı bir psikopattı ve onu bir yere kapatıp neredeyse öldürecekti tıpkı Jack’in Ana’yi taciz edip sonrasında kaçırdığı gibi.

Bütün bu saydıklarım iki eserde benzerlik olduğunu gösterse de konu olarak E .L James bambaşka bir dünya seçmiş.

Alacakaranlık serisi daha çok gençlere hitap ediyor Grinin Elli Tonu ise yetişkinlere.

İkisi de rekorlar kırdı ve hayran kitlesi çok yüksek iki eser. Ama inkar edilemez bir gerçek var ki E .L James ile Stephenie Meyer’in kalemi kıyaslanamaz. Grinin Elli Tonu’nda sık sık eleştirilen noktalardan biri anlatım bozukluğu, bunu da E .L James’in acemiliğini veriyoruz. Sonuçta öncesinde yazar değildi. Düşünsenize sevdiğiniz bir kitabın alternatif hikayesini öylesine yazıyorsunuz ve şans size gülüyor kitabınız yayınlanıyor hatta yok satıyor ve sinemaya uyarlanıyor. Hatta ve hatta bununla kalmayıp Time dergisi onu « Dünyanın en etkili 100 insanı » listesine alıyor. Böyle şans herkese nasip olmaz. Darısı diğer Twilight fanfictionların başına !

Başlıklar: , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

23 Temmuz 2018, 14:03

Alina Boz ve Alp Navruz’un Yeni Dizisi Seyirciden Tam Puan Aldı

TRT1’in yeni dizisi dün akşam ekran yolculuğuna başladı. İlk bölümüyle sosyal medyada çok konuşulanlar arasına giren ‘Elimi Bırakma’ dizisi yaza damga vuracağa benziyor. Elimi Bırakma dizisi Üs Yapımcılık imzası taşıyor. Yönetmenliğini Sadullah Celen’in üstlendiği dizinin senaristliğini ise Nilüfer Aydın ve Volkan Yazıcı yapıyor. Güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken dizide Alina...

Devamını Görüntüle