Rastgele

Kara Para Aşk’ın Büyülü Çifti Elif ve Ömer’in En Güzel Sahneleri

2014 yılının Mart ayının 12’sinin bir Çarşamba günü “Merhaba” dedi bizlere Kara Para Aşk. 54 bölüm sürdü bu macera. Ve bizlere Tuba Büyüküstün ile Engin Akyürek’in can verdiği Elif ile Ömer çiftini tanıştırdı. Yaklaşık 107 ülkede yolculuğu mevcut, Ahmet Katıksız’ın yönetmen koltuğunda oturduğu, Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat’ın senaryosunu yazdığı bu hikayeyi ana tema dışında; özleyenler için detaylarıyla biraz hatırlayalım dedim. Hem Messi bile bugünlerde “Kara Para Aşk” izliyorken, bir selam vermek boynumuzun borcu olsun..

Özgün bir hikayenin paylaşımıdır Elif ile Ömer.. Bununla birlikte farklı bir çifttir. Başlarına gelen felaketler silsilesi yüzünden ortak bir yolda yürümek zorunda kalırlar. Yoksa normal şartlarda karşılaşıp da birbirlerini tanımaları zor görünür. Dışarıdan bakıldığında hiçbir ortak noktaları olmayan bu çiftin, aslında aynı değerlere sahip olduklarını görmek; hikayenin bütününde en can alıcı nokta olmuştur.

Üç yıl önce veda eden bu çift, bizlere neler bıraktı bir bakalım isterseniz..

1- Engin Akyürek sevenlerinin, çölde su bulmuşcasına mutlu olduğu an unutulur mu? Verdiği aradan sonra, Ömer Demir ile sevenlerine bir “Merhaba” diyor sevgili Engin Akyürek, tam da şurada. Elmas gözlerinin ışıltısı çocukların yüzünden birer yansıma bırakırken, sıcak bir karşılama yapıyoruz böylece.

 

2- Otoparktaki o sarsıcı az biraz da laubali tartışmayı da hatırlayalım bir de. Elif Denizer’in “Farkındaysanız burada sizinle iletişim kurmaya çalışıyorum.” dedikten sonra, Ömer Demir’in müstehzi bir gülüşle “Farkındayım.” demesi çoğumuzu çıldırtmıştır, değil mi?

 

3- İlk bölüm sonunda beklemediğimiz bir anın büyüsüne de kapıldık. Daha sonra ne demişti Ömer Demir bunun için Elif’e.. “Dudakların,dudaklarıma değdiği an yaktın o ateşi. Yapacak bir şey yok..” 

 

4- Uçakta yan yana oturmak zorunda kalan bu çiftin ortak müzik zevki mi olur Allah aşkına.. Gerçi burada önemli olan Ömer’in Elif’in sıkıntısını hissederek, onun kafasını başka yere çekmekti. İnce düşüncelidir Ömer böyle işte. Lykke Li’den “I follow rivers” dinlemeyi de severiz hani..

 

5- Roma sokakları böyle bir ana şâhit olmuş mudur..  İzleyenler bilir. “Bir İstanbul Masalı” vardı bir zamanlar. Roma’ya giden ilk çiftimiz Selim ile Esma idi sanırım. Orada evlenip, iki aileyi de krize sokmuşlardı. Şimdi yıllar sonra başka formda bir çift daha Roma’da buluşuyor izleyiciyle. Haliyle seyirci heyecanlanıyor tabii. Neyse.. Ne diyorduk.. Evet o an. O kapı dile gelse ne der bilmiyorum da, izleyicinin nefesinin kesildiği ender anlardan biri olduğunu hatırlıyorum.

 

6- Oyun oynarken Ömer’in kurnazlıkla Elif’in ise saf bir anlayış içinde kendini tanıtması çoğumuzu hem kızdırır hem de gülümsetir. Tabii bir de.. Elif’in dövmesinin anlamı.. Karşımıza çıkacak bir kez daha ama Ömer’in mesleki deformasyonla o dövmenin bir kısmını bir şekilde çözecek olmasını da unutmadık…

 

7- Yol arkadaşı olmak.. Ömer’in yine mesleğinin verdiği zekayla Elif’in ağzından duyduğu bir cümleyi ona farklı yolla iade etmesi. Elif ile Ömer’in farkında olmadan birbirlerine yaklaştıklarını gösteren en güzel anlardan biridir. Fikret Kızılok bile demişti zamanında kulağımıza fısıldayarak. Farketmeden senin olmuşum..

 

8- Elif’in kardeşine kavuşup ona sarıldığında Ömer’e gülümseyerek teşekkür etmesi, Ömer’in bu ana eşlik ederek gözlerinin içinin gülmesi çoğumuzun içini ısıtmıştır bana kalırsa.

 

9- Bir oyun ancak bu kadar gerçek olabilir demiştir Elif ile Ömer.. Ömer’in o ifadelerini hafızamızdan kolay kolay silmeyiz öyle değil mi..

 

10- Elif dedim be dedim aman gız ben sana ne dedim.. Ömer’in şu anî yüz değişimi içimizi dağlamaz mı hiç.. Hem de ne dağlar..

 

11- Ömer tarafından istediği cevabı alamayan Elif, başka bir konuda Ömer’den yardım istedikten sonra ilk karşılaştıkları şu an.. Zaman adeta durmuştur. “Neden böyle olduk acaba?” soruları zihinlerinden geçiyor sanki iki karakterin.. Güzel resmedilmiş bir ufak an. Ahmet Katıksız’ı genel olarak pek başarılı bulmasam da şu seçimi için, seve seve bağrıma basanlardanım.

 

12- Toygar Işıklı.. Ne güzel de yansıtmış Elif’in müziğini..

 

13- Ömer.. Ne zor adamsın..

 

14- Ömer’in yalana karşı verdiği mücadelenin sevgisiyle paralel gitmediğini anladığı o an.. Yıkılışı. Canının yanması.. Onun canı yanarken de Elif’in ruhunun çekilmesi. Burası asıl çok başkadır..

 

15- Ömer nişanlısının mezarı başında ağlarken, uzakta onun gibi çömelip acısını paylaşan Elif Denizer.. Ne koca yürekli kadındır..

 

16- Gün içinde Ömer’i yalnız bırakmayan Elif.. Zihnimizde de hep bu diyalog..

“Eyvallah..”

“Sana da eyvallah..”

Eh o zaman bize de eyvallah..

 

17- Bir kadının kendisi için en hüzünlü belki de en zehirli öpücüğüdür sevdiği adama..

 

18- “Sevilmeden de sevmeyi

Neyi özlediğini bilmeyi

Acı da olsa yine gerçeği,

Görüp de söylemeyi bilmediysen..”

 

19- “Yanlış kapılardan geçmişiz bunca yıl

Dönemeyiz artık ilk gençliğimize..

İstersen hiç başlamasın,

Söz verelim kendimize…”

 

20- Köprüden önceki son çıkıştır aslında bu an.. Ertesi gün gelecek tehlikenin farkında olmadan. Fakat bunların ötesinde; Elif’in dürüst, koşulsuz sevgisi de Ömer’i çekmemiş midir hep..

 

21- Son yılların en iyi sezon finalinin, en güzel bölüm sonudur benim için.. Patlayan silah, bomba, ağır çekimler yoktur. Cümleler vardır sadece.. Sandığından çıkmış, dile gelen cümleler..

 

22- Ömer’in acımasız sözleri Elif’e ok gibi saplanır.. Elif ile Ömer’in ötesini bilmeyiz bu an ama uzun bir aradan sonra Tuba Büyüküstün ile Engin Akyürek’in oyunculuğu iyi gelir bizlere burada.

 

23- Ömer’in “Seni seviyorum” itirafı da kendisi gibidir.. Samimi, parça parça. İçinden ne geldiyse dürüst bir şekilde dökülür..

 

24- Sabaha kadar konuşsalar sıkılmayız herhalde, öyle değil mi?

 

25- Tamam.. Biz de seviyoruz Roma’yı.. Audrey Hepburn gibi bir kadını.. “Roma Tatili” filmini.. Tamam..

 

26- Şu nezarethane sahnesinde Elif ile Ömer’in çaresizliği hüzünlendirmedi mi bizleri?

 

27- “Ama seni bırakmam.. Bırakmam seni..”

Ah.. Ömer’in ses tonu hâlâ zihnimizde bir yerlerde..

 

28- Eller ayrılır…

İlk defa..

Sonra adam içini döker… Döker.. Kendini tutamaz artık…

Kadın bekler.. Bekler..

Dayanamaz yanına gider…

Sokulur yanına… Az önce ayrıldığı eli öper..

Ben buradayım der…

Adam başını sevdiği kadına yaslar…

Ağlar… Ağladıkça ağlar..

Kadının canı daha da yanar..

Gelmez bir daha böyle sahne.. Gelmez..

 

29- Gereksiz ayrılıkların, zamansız yorgunlukların iki insanıdır Elif ile Ömer..

 

30- Çaresizliğin bir diğer resmidir bu sahne..

 

31- Birbirlerine muhtaç oldukları anlar kaldı ellerimizde.. Ne de güzel oldu, iyi ki de oldu..

 

32- Ee ne demiş George Bernard Shaw.. “Dans etmek yatay bir isteğin, dikey anlatımıdır.” İşte bu sahne de bu ifadenin vuku bulmuş hâlidir.

 

33- “Biz” olduklarını bilmek..

 

34- Ve final.. Bu hikayenin başı sonu yok belki de. O yüzden bir finali de yok gözümüzde. Elif ile Ömer gibi mücadeleci birbirlerine tutkulu ve değer yargıları bir olanların hikayesi bu.. Var olmaya devam edecek bir yerlerde..

 

Bonus da o güzel jenerik olsun.. Jeneriğin bir bütünü anlattığını da izleyenler bilir. Düşen yüzük Elif’in miydi Sibel’in miydi… Neyse.

 

Güzel yolculuktu.. Hâlâ bir yerlerde, bu yolculuğun devam etmesini bilmek de güzel.

Emeklerine sağlık gönül verenlerin.

Başlıklar: , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

03 Mayıs 2018, 13:35

Paulo Coelho’nun Romanları Ekrana Taşınıyor

American Gods, Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho‘nun romanlarını ekranlara taşımak için hazırlıklara başladı. FremantleMedia North America, Random House Studio ve Dancing Ledge Productions ortaklığı ile taşınacak dizi yazarın ilk defa ekranlara taşınan projesi olacak. Paulo Coelho karakterleri geliyor! Yazar ve yapımcılar arasında yapılan özel anlaşmaya göre yazarın Şeytan ve Genç Kadın,...

Devamını Görüntüle